Ağustos 2019 / Matbaa & Teknik

Verimlilik - Düşük Maliyet - Karlılık

Verimlilik - Düşük Maliyet - Karlılık

OTOMASYONUN YOL HARİTASI

Verimlilik - Düşük Maliyet - Kârlılık

Global baskı pazarının en önemli ofset baskı makine üreticilerinden Koenig & Bauer, geçtiğimiz yılsonunda Duran Makina şirketinin bir kısım hisselerini satın
almış iki ailenin isimlerinden oluşan bu markaya Duran ailesinin de ismi eklenmişti. Koenig Bauer Duran’ın kuruluşu ile ilgili Oktay Duran video haberimizi Şubat sayısında yayınlamıştık. Şirket şubat ayında yapılan bir toplantıda birleşme ve yeni şirket kuruluşunu pazara duyurmuştu. Aynı toplantıda yapılan bir duyuru daha vardı. Koenig Bauer Duran şirketi Koenig & Bauer tabaka ofset makinaları ile Iberica şekilli kesim makinelerinin de Türkiye temsilcisi olmuştu.

Tüm bu gelişmeler ile ilgili düzenlemeler tamamlandı. Ekipler oluşturuldu ve 1 Haziran 2019 itibariyle şirketin Koenig & Bauer Sheetfed Genel Müdürlüğü görevine Tolgahan Toskaya getirildi. Toskaya’ya hayırlı olsun ziyaretimizde kapak konumuz olan ‘Mekanikten Elektroniğe Matbaacılık’ için hazırladığımız soruları da bu vesile ile sorduk.

Baskıda otomasyon niçin bu kadar önemli? Baskı makinası operatörleri niçin elektronik kontrolleri bu kadar çok geliştiriyorlar?


Tolgahan Toskaya: Bunların hepsinin var oluş sebebi ve temel prensibi verimlilik. Verimlilik neden bu kadar  önemli derseniz; verimliliğin artışı ile doğru orantılı
bir şekilde maliyet düşer. Diğer bir deyişle maliyetler düştükçe verimlilik artıyor ve kârlılık ön plana çıkıyor. Temel amaç daha az enerji ve daha az insan gücü kullanarak çok daha kısa sürede üretim yapabilmektir. Aslında bunlar belki de birer araç amaç değil. Bunları hepsini yaparak bizler üretim maliyetlerini düşürüyor ve verimliliği arttırıyoruz. Bu nedenle otomasyon olmazsa olmaz. Bizler gibi büyük üreticilerin de öncelikli hedefi bu teknolojiyi geliştirerek en yüksek verimliliği sağlamak. Şu ana kadar hem geçmiş tecrübemde hem mevcut faaliyet gösterdiğimiz yerde verimlilik ve düşük maliyet her zaman öncelikli olmuştur.

Koenig & Bauer'in bir tabaka baskı makinesini göz önünde bulundurursak makinenin yaptığı işlerin yüzde kaçı elektroniktir, ne kadarında operatör müdahalesine ihtiyaç vardır?


Tolgahan Toskaya: Açıkçası burada sabit bir oran olduğunu düşünmüyorum. Teknik bir soru olduğu için bu rakamların farklılık gösterebileceğini düşünüyorum. Makinenin konfigürasyonu ile bunun cevabı doğru orantılıdır. Sadece otomatik kalıp değiştirme yıkama gibi ihtiyaç olan fonksiyonların dışında farklı renk ölçüm sistemlerinin, makinada inline ya da offline olması
bu renk ölçüm sistemlerinin şekli ve kalitesi de yine aynı zamanda operatör müdahalesini etkileyen direkt faktörlerdir. Görünen o ki her geçen gün operatörün inisiyatifinden çıkmak teknolojinin öncelikli hedefidir.

Makinenin çalışmasına yüzde yüz otomasyonla devam edebilir ancak fiziksel olarak yapılması gereken kalıbın takılması, kâğıdın belli noktalara kadar getirilmesi, gibi fiziksel ihtiyaçlar var. Belli oranda fiziksel ihtiyaçların karşılandığını kabul edersek bundan sonra makinenin devamlılığı ve baskı kalitesini korumak yüksek donanımda neredeyse şuan yüzde yüze kadar yükseliyor. Devamlılık anlamında bir problem yok, başlangıç ve hazırlık süreçlerinde daha çok operatör ve insan gücüne ihtiyaç var.

İşin grafik ve tasarımdan CtP'e gelmesi, buradan makineye yollanması oradan kırma ve katmaya en son da bıçağa gitmesi arasında da bir otomasyon sistemi olduğu biliniyor. Buradan baktığınızda insan müdahalesi ne kadar önemli, gelişen teknolojilerle birlikte zaman içerisinde operatörlerin profilini mi değiştiriyoruz?

Tolgahan Toskaya: Öncelikle operatör ile usta kavramlarını ayırmak gerekiyor. Operatör deyince; biraz daha analitik düşünebilen, sayısal ve görsel faaliyetlerin ön planda olduğu, daha çok okuduğunu anlayabilen
ve anladığını yapabilen bir kişi kafamda canlanıyor.
Usta deyince ise işin çıraklığından gelen tabiri caizse mürekkebi yutmuş, işin hakkını veren kişiler gözümde canlanıyor. Her geçen gün bizim özellikle teknolojinin gelişmesi, makinelerin otomasyonlarının renk ölçüm ve otomasyon sistemlerinin artması ile beraber ustalardan daha çok operatörlere ihtiyacımız var. Analitik düşünebilen, bilgisayar ortamında bu okumayı yapıp gerekli müdahaleleri ya da makinanın ve bilgisayarın beklentilerini doğru bir şekilde yönlendirebilecek operatörlere ihtiyacımız var. Otomasyon ile doğru orantılı olarak buradaki asıl önemli nokta operatörün makinayı makinanın operatörü doğru yönlendirmesi ile oluyor. Her geçen gün ne kadar daha az operatöre ihtiyacımız varsa o kadar doğru işi hatasız çıkartma yolunda mesafe kat ediyoruz.

Koeing & Bauer'ın bu konudaki vizyonu nedir? İnsanı ne kadar dışarıda bırakıyor ya da nereye kadar otomasyon?

Tolgahan Toskaya: Matbaacılığın her geçen gün dijital teknolojiyi kullanarak kendi içinde geliştirmesi çok olumlu bir sonuçtur. Ama bununla beraber temel olarak bir matbaa makinesinin yaptığı iş baskı ve bu baskıda elle tutulan ve gözle görünen bir şey. Dijital teknolojide bunun karşısında bir tehlike oluşturuyor. Buradaki teknolojiyi kullanmak ve bu teknolojiyi verimlilik adı altında bütün gerçekleri ve opsiyonları kullanarak arttırmak da

elbette ki biz matbaa makinası tedarikçilerinin öncelikli hedeflerindendir. Ama bununla beraber birazda ümit ve temenni ederek her şeyin dijitalleşmesi tamamen işlerin yazılımlar ile kontrol edilmesi, uygulamalarda gitmesi de biraz matbaacılığın kendi içinde yaptığı işle tezada düşüyor. Özellikle ambalaj sektöründe kalıbın, kâğıdın ya da başka malzemenin koruma, mukavemet gibi özelliklerinin de etkili olmasıyla işin tamamen dijitalleşmesine yenik düşeceğini hiç zannetmiyorum. Elbette pazarda her geçen gün ciddi farklılıklar oluyor. Özellikle ticari matbaacılıkta hepimiz biliyoruz ki pazar payları düşüyor ve iş dijitalleşiyor. Dijitalleşmenin iyi yanlarını kullanıp bunun bizim makine üreticilerinin faydasını kullanması gerekiyor. Orta ve uzun vadede asla bu işin biteceği konusunda endişem yok.

Kesinlikle insan müdahalesi minimize olacaktır. Buradaki otomasyon ve beklentiler ile oldukça doğru orantılıdır. İnsan müdahalesi tamamen bitmeli mi o da ayrıca tartışılır. Mutlaka azalacaktır ama ihtiyaç da olacaktır. En azından bizim göreceğimizi hiç zannetmiyorum.

Kaldı ki bizim nüfusa ve iş hacmine ihtiyacımız var. Farklı ülkelerde farklı beklenti ve gereksinimler olabilir. Onun için ben Türkiye’de yakın ve orta tarihte çok majör değişikler beklemiyorum. Buna ihtiyacımız da var. Böyle olunca Türkiye'nin de yenilikleri takip etme konusundaki farklı sektörlerden gelen bilgileri göz önünde bulundurduğumuz zaman belki bize göre parantez içerisinde daha gelişmiş ülkelerin bu otomasyon ve bu teknolojiye geçişi bizden daha önce olacaktır.

Bunun anlamı gelecekteki baskı operatörlerinin yetiştirilmesi konusunda yapılacak bazı işlerimiz olduğudur. Siz matbaacılık eğitimine bu açıdan nasıl bakarsınız?

Tolgahan Toskaya: Öğrencilerin eğitimlerini otomasyon, hız ve verimlilik gibi konularda geliştirilmiş yeni teknoloji makinalarda değil de daha eski olanlarda öğrenim görme şansları oluyor. Bunun çözülmesi lazım ki dijital baskı makineleri ile bu biraz daha çözüldü. Özellikle toner bazlı dijital baskı tedarikçilerinin okul ve üniversite ile olan ilişkiler, yatırım maliyetlerinin ofsete göre düşük olmasının etkisiyle yenilikçi çözümler ile ihtiyaçları kısmen de olsa karşılayabiliyorlar. Ama ofsette de bu işin çözülmesi lazım. Maalesef kendi alanında matbaacılık bölümünden mezun olan bir genç arkadaşımın günümüz teknolojilerinden bîhaber olması ve onun kendi okulda öğrendiği ile piyasadaki gerçeklerin birbirini tutmaması da biraz bizim de ayıbımızdır.
Yeterli destek vermek konusunda görüşmelere en kısa zamanda başlamayı planlıyorum.

Ülke olarak matbaa eğitmindeki popülariteyi arttırmamız lazım. Geçtiğimiz zamanlarda üniversitelerde katıldığım  birkaç söyleşide de maalesef üniversitede matbaacılık bölümünde okuyan öğrencilerin çok büyük bir kısmı okulu bitirdikten sonra bu işi yapmak istemeyen öğrencilerle dolu olduğunu gördüm. Kaldı ki buradaki popülarite her geçen gün düştüğü sürece biz ağzımızda kuş tutsak, teknolojiyi de getirsek, bu istek ve arzu olmadan bizim işimiz devam edilecek bir iş değil. Bu popülarite ve heyecan nasıl getirilir derseniz; işi biraz daha sevimli göstererek, işin faydalarını ön plana çıkararak ve bunları eğitim sürecindeki öğrencilere empoze ederek farkındalık oluşturabiliriz. Sonrasında bu işle ilgili istekli ve heyecan duyan, devamlılık göstermek isteyen kişi ve kişilere de yurtdışının desteği ile farklı çözümler üretilebilir. Sektörün beklentileri; ilk etapta yabancı dil, sonrasında eğitim, bilgi- birikim ve teknoloji konusunda yeterliliktir. Bu kriterler ise bu okuldan mezun olan öğrencilerimiz ile bağdaşmıyor. İnşallah zaman içerisinde uyuşacağımıza inanıyorum.